18 Mart 2014 Salı

Tanzimat 1. Dönemi Şiir Örnekleri

HÜRRİYET KASİDESİ 

Görüp ahkâm-ı asrı münharif sıdk u selametten
Çekildik izzet ü ikbal ile bab-ı hükûmetten

Usanmaz kendini insan bilenler halka hizmetten
Mürüvvet-mend olan mazluma el çekmez ianetten

Hakir olduysa millet şanına noksan gelir sanma
Yere düşmekle cevher sakıt olmaz kadr ü kıymetten

Vücudun kim hamir-i mâyesi hâk-i vatandandır
Ne gam rah-ı vatanda hak olursa cevr ü mihnetten

Muini zalimin dünyada erbab-ı denaettir
Köpektir zevk alan sayyad-ı bi-insafa hizmetten

Hemen bir feyz-i baki terk eder bir zevk-i faniye
Hayatın kadrini âli bilenler hüsn-i şöhretten

Nedendir halkta tul-i hayata bunca rağbetler
Nedir insana bilmem menfaat hıfz-ı emanetten

Cihanda kendini her ferdden alçak görür ol kim
Utanmaz kendi nefsinden de ar eyler melametten

Felekten intikam almak demektir ehl-i idrake
Edip tezyid-i gayret müstefid olmak nedametten

Durup ahkam-ı nusret ittihad-ı kalb-i millette
Çıkar asar-ı rahmet ihtilaf-ı rey-i ümmetten

Eder tedvir-i alem bir mekînin kuvve-i azmi
Cihan titrer sebat-ı pay-ı erbab-ı metanetten

Kaza her feyzini her lutfunu bir vakt için saklar
Fütur etme sakın milletteki za'f u betaetten

Değildir şîr-i der-zencire töhmet acz-i akdamı
Felekte baht utansın bi-nasib- erbab-ı himmetten

Ziya dûr ise evc-i rif'atinden iztırâridir
hicâb etsin tabiat yerde kalmış kabiliyetten

Biz ol nesl-i kerîm-i dûde-i Osmaniyânız kim
Muhammerdir serâpâ mâyemiz hûn-ı hamiyetten

Biz ol âl-i himem erbâb-ı cidd ü içtihâdız kim
Cihangirâne bir devlet çıkardık bir aşiretten

Biz ol ulvi-nihâdânız ki meydân-ı hamiyette
Bize hâk-i mezar ehven gelir hâk-i mezelletten

Ne gam pür âteş-i hevl olsa da gavgâ-yı hürriyet
Kaçar mı merd olan bir can için meydân-ı gayretten

Kemend-i can-güdâz-ı ejder-i kahr olsa cellâdın
Müreccahtır yine bin kerre zencîr-i esâretten

Felek her türlü esbâb-ı cefasın toplasın gelsin
Dönersem kahbeyim millet yolunda bir azîmetten

Anılsın mesleğimde çektiğim cevr ü meşakkatler
Ki ednâ zevki aladır vezâretten sadâretten

Vatan bir bî-vefâ nâzende-i tannâza dönmüş kim
Ayırmaz sâdıkân-ı aşkını âlâm-ı gurbetten

Müberrâyım recâ vü havfden indimde âlidir
Vazifem menfaatten hakkım agrâz-ı hükümetten

Civânmerdân-ı milletle hazer gavgâdan ye bidâd
Erir şemşîr-i zulmün âteş-i hûn-i hamiyetten

Ne mümkün zulm ile bidâd ile imhâ-yı hürriyet
Çalış idrâki kaldır muktedirsen âdemiyetten

Gönülde cevher-i elmâsa benzer cevher-i gayret
Ezilmez şiddet-i tazyikten te'sir-i sıkletten

Ne efsunkâr imişsin ah ey didâr-ı hürriyet
Esîr-i aşkın olduk gerçi kurtulduk esâretten

Senindir şimdi cezb-i kalbe kudret setr-i hüsn etme
Cemâlin ta ebed dûr olmasın enzâr-ı ümmetten

Ne yâr-ı cân imişsin ah ey ümmid-i istikbâl
Cihanı sensin azad eyleyen bin ye's ü mihnetten

Senindir devr-i devlet hükmünü dünyaya infâz et
Hüdâ ikbâlini hıfzeylesin hür türlü âfetten

Kilâb-ı zulme kaldı gezdiğin nâzende sahrâlar
Uyan ey yâreli şîr-i jeyân bu hâb-ı gafletten 

                                                           Namık Kemal


Terkib-i Bend
...
Pek rengine aldanma felek eski felektir
Zira feleğin meşreb-i nasazı dönektir

Ya bister-i kemhada ya viranede can ver
Çün bay u geda hake beraber girecektir

Allah'a sığın şahs-i halimin gazabından
Zira yumuşak huylu atın çiftesi pektir

Yaktı nice canlar o nezaketle tebessüm
Şirin dahi kasdetmesi cana gülerektir

Bed-asla necabet mi verir hiç üniforma
Zerduz palan ursan eşşek yine eşşektir

Bed-maye olan anlaşılır meclis-i meyde
İşret güher-i ademi temyize mihenktir

Nush ile yola gelmeyeni etmeli tekdir
Tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir

Nadanlar eder sohbet-i nadanla telezzüz
Divanelerin hemdemi divane gerektir

Afv ile mübeşşir midir eshab-ı meratib
Kanun-i ceza acize mi has demektir

Milyonla çalan mesned-i izzete serefraz
Birkaç kuruşu mürtekibin cay-i kürektir

...
         
                                     Ziya Paşa

Tanzimat 2. Dönemi Şiir Örnekleri

Makber


Eyvah ne yer ne yar kaldı
 
Gönlüm dolu ah u zar kaldı
Şimdi buradaydı gitti elden
Gitti ebede gelip ezelden
Ben gittim o haksar kaldı
Bir köşede tarumar kaldı
Baki o enisi dilden eyvah
Beyrutta bir mezar kaldı

Bildir bana nerde nerde Ya Rab
 
Kim attı beni bu derde YA Rab
Nerde arayayım o dil rübayı
Kimden sorayım bi-nevayı
Derler ki unut o aşnayı
Gitti tutarak reh-i bekayı

Sığsın mı hayale bu hakikat
 
Görsün mü gözüm bu macerayı?
Sür''atle nasıl da değişti halim
Almaz bunu havsalam hayalim.

Çık Fatıma! lahteden kıyam et
 
Yanımdaki haline devam et
Ketn etme bu razı şöyle bir söz
Ben isterim ah öyle bir söz
Güller gibi meyl-i ibtisam et
Dağı dile çare bul meram et
Bir tatlı bakışla bir gülüşle
Eyyamı hayatımı temam et

Makber mi nedir şu gördüğüm yer
 
Ya böyle reva mı ey cay-ı dilber


                                               Abdülhak Hamit TARHAN





Güzelim
Nedir bu cevr ü tegafül zaman zaman güzelim?
Kaçıncıdır bu eziyetli imtihan güzelim?
Tükendi sabr u tahammül.. üzüldü can güzelim.
Bu naz ise yetişir artık el-aman güzelim!

Hayat bende mücerred seninle kaimdir..
Neşat ü lezzet ü şevkim seninle daimdir..
Sen olmasan nazarımda güneş de muzlimdir..
Sözün hakikati işte budur inan güzelim.

Gamınla mün'adim oldu tasarrufum özüme.
Seni tefekkür ile uyku girmiyor gözüme.
İnanmak istemiyorsan eğer benim sözüme,
Buna şehadet eder gökte ahteran güzelim!

Bu infiale beca na-beca nihayet ver...
Yine şikayete..şükre.. niyaze ruhsat ver!
İade eyleyeyim ne'şemi cesaret ver..
Nazardan eyleme didarını nihan güzelim...

Kusurum anlamadım çünkü etmedim mesul..
Olurdu mazeretim belki de karin-i kabul.
Senin sükutuna karşı benim melul melul..
Yetişmiyor mu sana ettiğim figan güzelim?

Ne hal ise ben afv et de şermsar eyle..
Küçük düşürmek ile bari ahz-ı sar eyle,
Dahil-i merhametim, vechin aşikar eyle..
Bu şivedir sana şayan ol heman güzelim! ..
  
                                          Recaizade Mahmut EKREM















Resimleriyle Tanzimat 1. Dönem Şairleri

                                                           Ahmet Mithat Efendi


                                                           Ahmet Vefik Paşa



                                                                Namık Kemal



                                                               Şemsettin Sami



                                                                  Ziya Paşa


               
                                                                   Şinasi

Tanzimat Edebiyatı Konu Anlatım Videosu


Tanzimat Edebiyatında İlkler

TANZİMAT EDEBİYATINDA İLKLER

İlk yerli roman: Şemsettin Sami'nin "Taaşşuk-i Talat ve Fitnat" adlı eseridir.

İlk çeviri roman: Yusuf Kâmil Paşa'nın Fenelon'dan çevirdiği "Telemak" adlı eserdir.

İlk tarihi roman: Namık Kemal'in "Cezmi" adlı eseridir.

İlk edebi roman: Namık Kemal'in "İntibah" adlı eseridir.

İlk tarihi roman denemesi: Ahmet Mithat Efendi'nin "Yeniçeriler" adlı eseridir.

İlk realist roman: Recaizade Mahmut Ek­rem'in "Araba Sevdası" adlı eseridir.

İlk köy romanı: Nabizade Nazım'ın "Karabibik" adlı eseridir.

İlk psikolojik roman: Mehmet Rauf'un "Eylül" adlı eseridir.

İlk natüralist roman: Nabizade Nazım'ın "Zehra" adlı eseridir.

İlk köy şiiri: Muallim Naci'nin "Köylü Kızların Şarkısı" adlı şiiridir.

İlk pastoral şiir: Abdulhak Hamit'in "Sahra" adlı şiiridir.
Kafiyesiz şiirin ilk yazarı: Abdulhak Hamit Tarhan'dır. Şiiri ise "Validem"dir.
İlk yerli tiyatro eseri: Şinasi'nin "Şair Evlenmesi" adlı yapıtıdır.
İlk uyarlama tiyatro eserinin yazarı: Ahmet Vefik Paşa'dır.
Aruz ölçüsüyle yazılan ilk tiyatro eseri: Abdulhak Hamit Tarhan'ın "Eşber" adlı eseridir.
Hece ölçüsüyle yazılan ilk tiyatro eseri: Abdulhak Hamit Tarhan'ın "Nesteren" adlı eseridir.
Sahnelenen ilk tiyatro eseri: Namık Kemal'in "Vatan Yahut Silistre" adlı eseridir.

İlk resmi Türkçe gazete: Takvim-i Vakayi'dir. 

İlk yarı resmi gazete: Ceride-i Havadis'tir. 

İlk özel Türkçe gazete: Tercüman-ı Ahval'dir.

İlk şiir çevirisi yapan şair: Şinasi'dir. (Tercüme-i Manzume)

İlk Makale: Şinasi'nin "Tercüman-ı Ahval Mukaddimesi'dir.
Noktalama işaretlerini kullanan ilk yazar: Şinasi'dir.

İlk antoloji: Ziya Paşa'nın "Harabat" adlı eseridir.

İlk röportaj örneği: Ziya Paşa'nın "Rüya" adlı eseridir.

İlk edebi bilgiler kitabı: Recaizade Mahmut Ekrem'in "Talim-i Edebiyat" adlı eseridir.

Tanzimat Edebiyatı



Tanzimat Edebiyatı


TANZİMAT EDEBİYATININ GENEL ÖZELLİKLERİ

-Tanzimat Fermanı sonrası Batı'ya, özellikle Fransa'ya öğrenim görmek için gönderilen ve Batı kültürüyle yetişen aydınlar, Türk edebiyatı yolunda yeni eserler vermeye çalıştılar.1860 yılında agah Efendi ve Şinasi'nin çıkarmaya başladıkları Tercüman-ı Ahval gazetesi ile Batı'ya yönelen edebiyatımız başlamış oldu.
-Tercüman-ı Ahval gazetesiyle başlayan bu edebiyata "Tanzimat Edebiyatı" adı verilmiştir. Sanatçıların özellikle Fransız edebiyatından etkilenerek getirdikleri yenilikler ve sanat anlayışları bakımından Tanzimat Edebiyatı üçe ayrılır:

-Tanzimat Edebiyatı Hazırlık Dönemi
-Tanzimat Edebiyatı Birinci Dönem
-Tanzimat Edebiyatı İkinci Dönem

1. Tanzimat Edebiyatı Hazırlık Dönemi:

-Bu dönem Batı edebiyatı ile Türk aydınının çe­viriler yoluyla ilk kez yüz yüze geldiği dönemdir. Şinasi, Fransızcadan manzum olarak Türkçeye çevirdiği bazı şiirleri, asıllarıyla birlikte "Tercüme-i Manzume" adlı eserinde toplamıştır. Yusuf Kamil Paşa, Fenelon'dan "Telemak" adlı romanı çevirmiştir. Böylece edebiyatımıza çeviri yoluyla ilk roman kazandırılmıştır (1859).

-İlk gazeteler de bu dönemde çıkarılmıştır. İlk resmi Türkçe gazete olan Takvim-i Vakayi (1831), yarı resmi Türkçe gazete olan Ceride-i Havadis (1840) bu dönemin ürünleridir.
İlk yeril tiyatro eseri olan "Şair Evlenmesi" bu dönemde Şinasi tarafından 1859'da yazılmıştır.

2. Tanzimat Edebiyatı Birinci Dönem Genel Özellikleri:

 Bu dönemde Türk edebiyatına yön veren önemli sanatçılar yetişmiştir. Şinasi, Namık Kemal, Ziya Paşa, Ahmet Mithat Efendi, Ahmet Vefik Paşa ve Şemsettin Sami gibi değerli şahsiyetler bu dönemde yetişmiş ve Türk edebiyatına pek çok ölümsüz eser ka­zandırmışlardır.

 Toplumsal konular olan yurt, ulus, özgürlük, hak, adalet, devlet, eşitlik gibi konular ilk kez işlenmiştir.

- "Toplum için sanat" anlayışı benimsenmiştir. Edebiyat, toplumu eğitmede bir araç olarak kullanılmıştır.
- Yazı dilinde konuşma dilinin kullanılması ilk kez bu dönemde amaçlanmıştır. Ancak bu alanda yeterince başarılı olunamamış, bu fikir ancak Milli Edebiyat döneminde gerçekleşmiştir.

- Hece ölçüsünün ulusal nazım ölçüsü olduğu görüşünde fikir birliğine ulaşılmış; ancak aruz ölçüsü bir türlü terk edilememiştir. Hece ölçüsü amaçlansa da daha çok aruz ölçüsüyle şiirler yazılmıştır.

- Makale, anı, eleştiri, tiyatro, hikâye, roman gibi yazı türleri edebiyatımıza bu dönemde , girmiştir. Bu türlerin Batılı anlamdaki ilk örnekleri bu dönemde verilmiştir.

- Divan Edebiyatı'nda önemli yer tutan söz sanatlarının süs olarak değil, gerektiği yerde kul­lanılmasına önem verilmiş, bu söz oyunları büyük ölçüde terk edilmiştir.

- Parça güzelliği yerine bütün güzelliğine önem verilerek şiire İlk kez bağımsız adlar verilmiştir.

— Şinasi ile Ahmet Vefik Paşa'da klasisizmin: Namık Kemal ile Ahmet Mithat Efendi'de
ise romantizmin özellikleri görülür. Böylece Batı edebiyatındaki akımların izleri de bu dönemde görülmeye başlanmıştır.

3
. Tanzimat Edebiyatı İkinci Dönem Genel Özellikleri

— "Sanat için sanat" görüşü benimsenmiştir.

— Sanatçılar, toplumu ilgilendiren konulardan
uzaklaşarak bireysel konulara yönelmişlerdir. Bunda devlet yönetiminin aydınlar üzerindeki yoğun baskısının etkisi olmuştur.

— Dilde sadeleşme düşüncesi terk edilmiş, bi­rinci dönem sanatçılarına göre daha ağır bir dil kullanılmıştır.

— Şiirin konusu bu dönemde daha da genişletilmiştir.

— Recai-zade Mahmut Ekrem, Abdülhak Hamit Tarhan, Sami Paşazade Sezai, Nabi-zade Nazım ve Muallim Naci bu döneme damgasını vuran sanatçılardır.

— Bu dönem sanatçılarında romantizm, realizm ve natüralizmin etkileri görülür.

TANZİMAT DÖNEMİ TÜRK ŞİİRİNİN GENEL ÖZELLİKLERİ

— Divan şiirinin soyut özellikleri bırakılmış; ancak biçim özelliklerine bağlı kalınmıştır. Yani Tanzimat şiirinde yeni düşünceler eski biçimlerle verilmiştir.

— Gazel, kaside, murabba, terkib-i bent, terci-i bent gibi nazım biçimlerinin yanında yeni nazım biçimleri de kullanılmıştır.

— Dil ve anlatımda genel olarak sadelik ilkesine bağlı kalınmamıştır.

— Hece ölçüsüyle yazma isteğine karşın genel­likle aruz ölçüsü kullanılmıştır.

— Nazım birimi olarak genel anlamda beyit kul­lanılmıştır.

— Divan şiirindeki parça güzelliği yerine bütün güzelliği benimsenmiş, anlam şiirin bütününe sindirilmiştir.

— Fransız İhtilali ile dünyaya yayılan kanun, adalet, vatan, millet, hak, hukuk gibi kavramlar şiire konu olmuştur.

— Divan şiirindeki göz için kafiye anlayışı yerine kulak için kafiye anlayışı benimsenmiştir.

— Birinci dönem şiiri dışa, topluma; ikinci dönem şiiri içe, bireye yöneliktir.

— Fransız edebiyatının etkisiyle yeni mecazlar kullanılmıştır.

— ikinci dönem şiirinde beyit birimi ve Divan Edebiyatı nazım biçimleri terk edilmeye baş­lanmıştır.

— Şiirin konusu genişletilerek her konuda şiirler yazılmaya başlanmıştır.


TANZİMAT DÖNEMİNDE NESİR VE ÖZELLİKLERİ

— Tanzimat nesrinde, Divan nesrinin aksine an­latım süsten ve yapmacıktan giderek uzak­laşmış yerini düşüncenin Önemine bırakmıştır.

— Konuşmaları gösteren çizgiler ve noktalama işaretleri kullanılır. Böylece Divan nesrinde sayfalarca süren cümleler kısaltılmış, sözcük­lerin cümle içindeki işlevi önemsenmiştir.

— Divan nesrindeki iç kafiye olan secilere pek yer verilmemiştir.

— Basmakalıp giriş cümleleri bırakılmış, konuya doğrudan girme ilkesi önemsenmiştir.

— Toplumu tümüyle kuşatan sosyal konular iş­lenmiş, edebiyat toplumun içine indirilmiştir.

— Gazeteciliğin etkisiyle yeni nesir türleri olan roman, makale, hikâye, fıkra, eleştiri gibi yazılar edebiyatımızda yerini almıştır.



TANZİMAT DÖNEMİNDE HİKÂYE VE ROMANIN GENEL ÖZELLİKLERİ

— Olaylar genellikle günlük yaşamdan ya da tarihten seçilmiştir. Olayların yaşanmış ya da yaşanabilir olması önemsenmiştir.

— Olayların çoğunda rastlantıların yardım ettiği aşklar yer alır.

— Kahramanlar sosyal hayatın getirdiği zorunlu­luklar yüzünden aile çevrelerinden seçilmiştir.

— Bu dönem hikâye ve romanları teknik ve kompozisyon yönünden ilk örnek olmanın eksikliklerini taşırlar.

— Yazarlar, eserlerinde kişiliklerini gizlememiş hatta yer yer olayın akışını keserek okura bilgi ve öğüt vermişlerdir.

— Tasvirler, olayın akışı içinde eritilmemiş, bir süs öğesi olarak uzun uzadıya kullanılmıştır.

— Roman ve hikâyede aydınlara ve halka sesle­nen iki tutum kendini gösterir. Örneğin Namık Kemal aydınlara, Ahmet Mithat Efendi halka seslenir.

— Kişiler çoğu zaman tek yönlü olarak ele alınır. İyiler hep iyi, kötüler de hep kötüdür. Eserin sonunda iyiler mükâfatlandırırken kötüler ce­zalandırılır.

— Cariyelik kurumu ve alafrangalık özentisi sık sık işlenir.

— Birinci dönem romanlarında daha çok romantizmin etkisi görülür. Romantizmin etkisiyle Namık Kemal ve Ahmet Mithat Efendi yer yer olayın akışını keserek okura bilgi vermiş ve eserde kişiliklerini gizlememişlerdir.

— İkinci dönem sanatçıları realizmin etkisiyle "gözlem"e önem vermişler, nedenlerle sonuçlar arasında ilgi aramışlar, olağanüstü kişi ve olaylar yerine olabilir olaylara, kişilere yönelmişlerdir.

— Eserler genel olarak duygusal, acıklı konular üzerine temellenir.


TANZİMAT DÖNEMİNDE TİYATRO

Tanzimat Dönemi'ne gelinceye kadar Türk okuru, tiyatro türüne yabancı değildi. Halkın eğ­lence ihtiyacını karşılayan karagöz, meddah ve ortaoyunu vardı. Batılı anlamda yazılı bir metne dayanan, oyuncuların bu metindeki rollerini ezberleyip olayı sahnede seyirci önünde canlandırabilecekleri ilk yerli eser Şinasi'nin "Şair Evlenmesi" adlı komedisidir.

"Tiyatro bir eğlencedir; fakat eğlencelerin en faydalısıdır." diyen Namık Kemal bu dönemin önemli tiyatro sanatçılarındandır. Tiyatrolarını halkı eğitmek için yazan Namık Kemal, romantizmin etkisinde kalmıştır. Tanzimat Dönemi tiyatro yazarlarından Abdülhak Hamit Tarhan bu dönemde en çok tiyatro eseri veren sanatçılarımızdandır. Çok farklı bir milli tiyatro anlayışına sahip olan yazara göre "Asıl milli tiyatro seyircilere herkesten iyi bildikleri kendi hayatlarını değil, tanımadıkları toplulukların veya azınlıkla­rın hayatlarını, İslâm ve Osmanlı tarihinin muh­teşem olaylarını tanıtan eserlerdir." Ahmet Vefik Paşa, Moliere'den çeviriler yaparak Tanzimat tiyatrosuna büyük hizmetler yapmıştır.


TANZİMAT DÖNEMİ TİYATROSUNUN ÖZELLİKLERİ

— Tanzimat'a kadar geleneksel halk tiyatrosu (karagöz, meddah ve ortaoyunu) dışında ürün verilmemiştir.

— Batılı anlamda tiyatronun gelişimi Tanzimat'la başlar. Şinasi'nin 1859'da yazdığı Şair Evlenmesi Batılı tiyatronun ilk örneğini oluşturur.

— Tanzimat tiyatrosunda çoğunlukla aile, gelenek, görenek, vatan sevgisi konulan işlenir.

— Tanzimat tiyatro yazarları halkı eğitme amacı gütmüşlerdir.
— Bütün Tanzimat yazarları, tiyatronun eğlence aracı olduğu kadar, eğitim aracı olduğunda da birleşmişlerdir.

— Komedilerde klasisizmin, dramlarda ise romantizmin etkileri görülür.

_Tiyatro, doğrudan halka seslenen ve konuş­maya dayanan bir tür olduğu için yapıtlar genellikle konuşma diliyle yazılmıştır. Tiyatroda dil, diğer türlere oranla daha sade ve konuşma diline yakındır.

— Tanzimat Edebiyatı'nda tiyatro eserleri oynanmaktan çok okunmak için yazılmıştır.

— Tanzimat Edebiyatı'nda şiirden sonra tiyatro önemli bir yere sahiptir.

TANZİMAT EDEBİYATINDA GAZETECİLİK

Tanzimat Edebiyatı'nın yazar ve şairlerinin pek çoğu gazete çıkarma işiyle de uğraşmıştır. Edebiyat çalışmalarıyla gazeteciliği yan yana yürütmüşlerdir. Edebiyat dergileri Türk1 basın hayatında daha sonraki dönemlerde ortaya çıktığı için edebiyat konulu yazılar, bu dönemde çıkarılan gazetelerde ya­yımlanmıştır. Bu dönemde çıkarılan başlıca gazeteler şunlardır:

Takvim-i Vakâyi: 1831 yılında Saray'ın çıkar­dığı ilk resmi Türkçe gazetedir.

Ceride-i Havadis: 1840'ta İngilizlerle ortak çıkarılan yarı resmi gazetedir.

Tercüman-ı Ahval: 1860'ta Agâh Efendi ile Şinasi'nin birlikte çıkardıkları ilk özel Türkçe gazetedir. Tanzimat Edebiyatı bu gazete ile başlamıştır.

Tasvir-i Efkâr: 1862'de Şinasi'nin tek başına çıkardığı gazetedir. Aynı gazeteyi 1865'ten sonra iki yıi Namık Kemal çıkarır.

Muhbir: 1866 yılında Ali Suavi çıkarır. Avrupa'ya gittikten sonra bu gazeteyi Avrupa'da çıkarmaya devam eder.

Hürriyet: 1869'da Londra'da Ziya Paşa ve Namık Kemal birlikte çıkarmışlardır. Daha sonra Ziya Paşa Cenevre'de tek başına çıkarmaya devam eder.

İbret: Avrupa'dan dönen Namık Kemal, 1871'de çıkarır.
Devir: 1872'de Ahmet Mithat Efendi çıkarır.
Bedir: 1872'de Ahmet Mithat Efendi çıkarır.
Tercüman-ı Hakikat: 1878'de Ahmet Mithat Efendi çıkarır.
TANZİMAT EDEBİYATINDA ELEŞTİRİ

Tanzimat döneminden önceki edebiyatımızda batılı anlamda eleştiri yoktu. Bu alandaki eserler Tanzimat Edebiyatı'yla verilmeye başlanmıştır. 1860'tan sonra edebiyatımızı modernleştirmeyi amaçlayan sanatçılar, eski edebiyatı yıkmaya ve yerine yeni bir edebiyat kurmaya çalışmışlardır. Eleştiriler de bu yönde yoğunlaşır. Böylece bu türün öncülüğünü Ziya Paşa ve Namık Kemal yapar.

Ziya Paşa, Hürriyet gazetesinde çıkan "Şiir ve İnşa" (1868) makalesinde Divan şiirini eleştirir. Bu şiirin ulusallıktan uzak, yapay bir edebiyat oldu­ğunu belirtir. Ona göre gerçek edebiyat Halk Edebiyatadır. Halk Edebiyatı'na aydınlar ilgi göstermediği için bu edebiyat gelişmemiştir. Ne var ki, Ziya Paşa daha sonra bu düşüncesini değiştirir. "Harabat Mukaddimesi (1874)" nde bu görüşlerin tersini savunur. Yani Halk Edebiyatı'nı kötüler, Divan Edebiyatı'nı över.

Namık Kemal ise Divan Edebiyatı'na daha ka­rarlı ve sistemli saldırır. 1866'da Tasvir-i Efkâr'da yayımlanan "Lisan-ı Osmaninin Edebiyatı Hak­kında Bazı Mülâhazatı Şamildir" adlı yazısında Divan Edebiyatı'nı eleştirir. Namık Kemal, Ziya Paşa'nın Divan Edebiyatı'yla ilgili görüşlerini "Tah-rib-i Harabat" ve "Takip" adlı eserlerinde eleştirir, Divan Edebiyatı'na karşı çıkar.

Tanzimat Dönemi'nde eleştiri yazıları Recai-zade Mahmut Ekrem'in "Talim-i Edebiyat" adlı eserinin çıkışından sonra yaygınlaşır. Recai-zade Mahmut Ekrem'le Muallim Naci arasında tartışma­lar olur. Recai-zade Mahmut Ekrem "Zemzeme" adlı eserinin önsözünde ve "Takdir-i Elhan" da Muallim Naci'nin düşüncelerini eleştirir, eski edebiyata karşı çıkar. Muallim Naci de bu eleştirileri karşılıksız bırakmaz. Bu tür eleştirilerini "Dem-deme" adlı bir kitabında toplar.

Tanzimat Dönemi eleştirisinin temelini "eski -yeni" mücadelesi oluşturur. Eleştiri türündeki yazılar, Servet-i Fünun Dönemi'nde daha modern bir çizgiye ulaşır.


TANZİMAT EDEBİYATINDA MİZAH VE YERGİ

Tanzimat sanatçıları gerçek anlamda mizah ve yergilerin örneklerini de verirler. Ziya Paşa'nın "Za-fernâme" adlı eseri yergi türünün başarılı bir örneğidir.

İlk Türk mizah dergisi olan "Diyojen" bu dönemde çıkarılır. Dergiyi Teodor Kasap ve arkadaşları çıkarırlar (1869)